Semavi Sırların Levhası
Ey talip olan! Bilmiş ol ki, kudret ve azamet sahibi Rabb-i Zü’lcelâl’in hazinelerinden saklı bir sır vardır. O sır, ism-i Âzam nurlarından bir cüzdür. Bu isimlerle münâcât edenin duası geri çevrilmez, niyazı reddolunmaz, muradı hasıl, dileği makbul olur. Kelimât-ı kudsiyye, semâ ehlinin hıfzında, arşın gölgesinde saklı bir cevherdir; ehline verilir, ehil olmayandan gizlenir.
Rivayet olunur ki, Hazret-i İsa Ruhullah (aleyhi’s-selâm) bu isimlerle nida ettiğinde Allah Teâlâ’nın izniyle ölüler dirilir, âmâ gözler nûr bulur, dertliler devâsını bulur. İşte bu isimler mucizenin özü, rahmetin kapısı, sırların anahtarıdır.
Ve bilinmelidir ki, bu mübârek esmâ yalnızca dil ile okunmakla kalmaz; yazılıp levha hâline getirilip taşındığında da kudretini gösterir. O levha, hürmetle korunur, edeple saklanır; üzerinde taşıyan kimse Allah’ın izniyle belâdan korunur, nazardan emin olur, düşmanın şerrinden uzak olur. Rızkı genişler, bereketi artar, işleri kolaylaşır. Kalbine sekînet iner, gönlü nûr ile parlar, duası semâya yükselir ve makbul olur.
İşte bu levha, kudretin nişânesi, rahmetin vesîlesi, Hazret-i İsa’ya bildirilen esmâ-i kudsiyyeden bir hatıradır. Onu taşıyan, okuyan ve hürmet eden kimse Allah’ın rahmetiyle kuşatılır, muradına erişir, düşmanına galip gelir. Tesir bütünüyle Allah’tandır; levha yalnızca vesîledir.
Gerçekten de çok kıymetli bir eser ve çalışmadır. İsteyene levha formunda hazırlanır. Faziletlerini yazmakla ne sayfalar yeter, ne de zaman kâfi gelir. Bu bir hatıra değil, bir kudret nişânesidir





